24 Temmuz 2008 , 23:22 · Kategori: DERS Dökümanları, Visual Basic
DomainSiz.com || Sizsiz ASLA!!!
1-)fibonacci dizisinin ilk on elemanı ekrana yazdıran program
Dim x as byte
Dim dizi(9) as integer
Dizi(0)=0
Dizi(1)=1
For x=2 to 9
Dizi(x)=dizi(x-1)+dizi(x-2)
Next
For x=0 to 9
Print dizi(x)
Next
End sub
2-)girilen sayının tek yada çift olduğunu bulan program
Dim a as interger
A=inputbox(“sayıyı girin”)
İf a mod 2=0 then
Mgsbox(“çift sayı girdiniz”)
Else
Mgsbox(“tek sayı girdiniz”)
3-)klavyeden girilen çarpan değerlerine göre çarpma işlemini toplama işlemine dönüştürerek hesaplayan program
Dim a as nteger
Dim b as integer dim toplam as integer
a=inputbox(“sayı girin”)
a=inputbox(“2. sayı girin”)
for x=1 to b
toplam=toplam+a
next
end sub
4-)klavyeden bir üçgene ait 2 kenar girilecek 3 kenarın alabileceği tam degerlerin toplamını bulunuz
Dim a,b,c,d as integer
a=val(textboxt1.text)
b=val(textboxt2.text)
c=math.abs(a-b)
textboxt3.text=c
d=a+b
textboxt3.text=d
5-)klavyeden girilen r ve h göre silindirin hacmini bulan program(pi=3.14)
Dim r,h as integer
Dim hacim as double
Hacim =3,14*r*r*h
Return hacim
End sub
Konuyu beğendiyseniz
BURAYI tıklayın...
23 Temmuz 2008 , 09:33 · Kategori: Adıyaman, TÜRKİYE
Cumhuriyet Öncesi
Adıyaman Palanlı Mağarasında yapılan incelemelerde kent tarihinin M.Ö. 40000 yıllarına kadar uzandığı anlaşılmıştır. Yine Samsat-Şehremuz Tepe’deki tarihi bulgulardan M.Ö. 7000 yılına kadar Paleolitik M.Ö. 5000 yıllarına kadar Neolitik M.Ö. 3000 yıllarına kadar Kalkolitik ve M.Ö. 3000-1200 yılları arasında da Tunç Çağı dönemlerinin yaşandığı anlaşılmıştır. Bu dönemde bölge Hititlerle Mitanniler arasında el değiştirmiş ve Hitit devletinin yıkılmasıyla (M.Ö. 1200) karanlık bir dönem başlamıştır. M.Ö. 1200′den Frig Devletinin kuruluşu olan M.Ö. 750 yılları arası dönemle ilgili olarak yazılı kaynağa rastlanmamıştır. Ancak; bu dönemde yöre, Asur etkisine girmeye başladığından, Samsat’ta bulunan Asur etkili mühürler ve Kahta Eskitaş Köyünde bulunan Hitit Hiyeroglifli kitabeler, Anadolu’daki tarihi sislilerin ilimizdede aynen devam ettiğini göstermektedir. Bu dönemde de Adıyaman ve çevresinde Hitit Devletinin yıkılmasıyla ortaya çıkan Geç Hitit şehir devletlerinden biri olan Kummuh Devleti hüküm sürmektedir. M.Ö. 900-700 yılları arasında yöre Asur etkisine kalmakla birlikte, Asurlular tam olarak egemen olamazlar. 6. yüzyılın başlarından itibaren yöreye Persler hakim olur ve yöre Satrap’lar (valiler) eliyle yönetilir. M.Ö. 334 yılında Makedonya kralı Büyük İskender’in Anadolu’ya girmesiyle Pers’ler hakimiyetini kaybetmiş ve M.Ö. 1. yüzyıla kadar yörede Makedonyalı Selevkos Sülalesi hüküm sürmüştür. Bu sülalenin gücünün zayıfladığı sıralarda, Kral Mithradetes 1. Kallinikos Kommagene Krallığı’nın bağımsızlığını ilan etmiştir. (M.Ö.69) Başkenti Samosota (Samsat) olam Kommagene Krallığı, egemenliğini M.S.72′ye kadar sürdürmüş, bu tarihte yöre Roma İmparatorluğu’nun eline geçmiş ve Adıyaman, Roma İmparatorluğunun Syria (Suriye) Eyaletine, 6. Lejyon olarak bağlanmıştır. Roma İmparatorluğu’nun 395 yılında Batı ve Doğu Roma olarak ayrılmasıyla Adıyaman Doğu Roma İmparatorluğuna katılmıştır. 643 yılından itibaren bölgeye İslam akınları başlamakla birlikte İslam hakimiyeti ancak 670 yılında Emevi’lerle kurulur. 758 yılında ise 2. Abbasi komutanlarından Mansur İbni Cavene’nin hakimiyetine girer. 926 yılına kadar Abbasi hakimiyetinde kalan II’de bu tarihte Hamdanilerin egemenliği başlar. 958 yılında yöre yeniden Bizanslıların eline geçer.
1114-1181 yılları arası yöreye Türk akınları olur. 1204-1298 yılları arasında Samsat ve yöresini Anadolu Selçukluları ele geçirir. 1230 ve 1250 yıllarında Moğol saldırıları yaşanır. 1298′de yöre ve il Memlüklülerin eline geçer. 1393 yılında Adıyaman bu kez de Timurlenk tarafından yağmalanır. Büyük bir istikrarsızlığın olduğu ortaçağ boyunca Adıyaman, Bizans, Emevi, Abbasi, Anadolu Selçukluları, Dulkadiroğulları arasında el değiştirmiş ve nihayet Yavuz Sultan Selim’in İran seferi sırasında 1516 yılında Osmanlı topraklarına katılmıştır. Osmanlı topraklarına katılan Adıyaman, başlangıçta merkezi Samsat’ta bulunan bir Sancakla Maraş Beylerbeyliğine bağlıydı. Malatya’nın Diyarbekir Vilayeti’ne bağlı bir sancak yapıldığı 1870 yılında Hısn-ı Mansur Adıyaman merkez ilçe kaza olarak Malatya’ya bağlanmıştır.
Cumhuriyet Dönemi
Cumhuriyetin kuruluşundan 1954 yılına kadar eski eski idari yapısı korunarak Malatya’ya bağlı kaza konumunda olan Adıyaman 1 Aralık 1954 tarihinde 6418 sayılı kanunla Malatya’dan ayrılarak müstakil il haline gelmiştir.
Nüfus
Şehir nüfusu 2005 yılı verilerine göre 244.541′dir. Adıyaman şehrinin 1955 yılından 13.966 olan nüfusunun, 1955′i izleyen nüfus sayımı dönemlerinde artış gösterdiği anlaşılmaktadır. Ancak 1970 yılında %68.4 nüfus artış hızı ile en yüksek değerine yükselmiştir. 1980 yılında ise %39.8 değerle artış hızında eskiye göre gerileme gözlenmiştir. 1985, 1990, 1997 ve 2000 nüfus sayım sonuçlarına göre, nüfus artış hızının arttığı görülmektedir. Bu artış 1985′te %59.45 e, 1990′da %66.78′e (10 045), 1997′de %112′e (nüfus 21.475′e), 2000′de %34 (nüfus 28.510) gibi yüksek bir değere ulaşmıştır.
Ulaşım
Adıyaman’a karayolu ile Şanlıurfa, Malatya, Kahramanmaraş ve Diyarbakır olmak üzere beş güzergahtan gidilir. Adıyaman’ın Gölbaşı , Malatya Kahramanmaraş - Gaziantep karayolu ulaşımı Gölbaşı üzerinden sağlanır. Demiryolu ulaşımı da Gölbaşı ilçesinden yapılmakta olup, Malatya - Fevzi Paşa demiryolu bu İlçeden geçmektedir. Adıyaman Havalimanından uçak seferleri bulunmaktadır. Adıyaman’dan geçen, Şanlıurfa, Diyarbakır dahil Güneydoğu illerini birbirine bağlayan karayolu, Gerger İlçesine bağlı Güzelsu köyündeki feribot seferleri ile Şanlıurfa ve Siverek İlçesi’ne bağlanır.
İsminin kökeni
Cumhuriyet devrine kadar Adıyaman’ın ismi “Hısn-ı Mansur” (Mansur Kalesi) idi. Bu kale Emevi komutanlarından Mansur İbn-i Canena tarafından Bizans’a karşı yaptırılmıştır. Adıyaman ismi ise Vadi-i Leman, Vadüleman (Güzel vadi) isminin zamanla çevrilmiş şeklidir. Diğer bir rivayete göre ise “Adıman”dan, bunun da Hititlerce iskan edilen yer manasına “Etiman”dan gelmiştir.
Başka bir rivayete göre çok eski devirlerde Adıyaman’da putperest bir hükümdarın hak dine inanmış yedi oğlu varmış. Bu yedi genç putperest babalarının dinine inanmadıkları için öldürülmüşler. Bundan dolayı Adıyaman isminin “Yedi Yaman”dan geldiği söylenir. Bu yedi kardeşin mezarı Adıyaman’ın güneyindedir.
Konuyu beğendiyseniz
BURAYI tıklayın...
23 Temmuz 2008 , 09:19 · Kategori: Adıyaman, TÜRKİYE

Adıyaman, Adıyaman İli’nin merkezi olan şehirdir. Malatya vilayetinden ayrılarak 1 Aralık 1954′te Demokrat Parti desteğiyle il olmuştur. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde Fırat Nehri’nin batısında yer almaktadır. Atatürk Barajı’nın büyük bir kısmı Adıyaman sınırları içerisinde yer alır. Adıyaman, Şanlıurfa, Gaziantep, Şırnak, Siirt, Batman ve Mardin illerini içine alan topraklardaki sulama ve enerji üretimine yönelik bir proje gerçekleştirilmiş ve bu proje GAP olan Güneydoğu Anadolu Projesi’dir. Bu proje uygulamaya konulmasından dolayı su altında kalmış antik yerleşim bölgelerinde arkeolojik araştırmalar yapılmıştır. Coğrafi yapısı nedeniyle binlerce yıl önce parlayıp sönen eski medeniyetlerin bir kavşak noktası olduğu için insanlık tarihi boyunca eşi az görülen medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır. Kommegene Krallığı’na ait kalıntılar ise Nemrut Dağı’nda yer alır.Şehrin nüfusu 2008 yılına göre 197.014′tür.1945′te 10.000 olan nüfusu 1990′da 100.045′e, 2000′de 178.538′e, 2007′de 191.627′ye çıkmıştır.
2006 yılında Adıyaman’da Adıyaman Üniversitesi kurulmuştur.
Konuyu beğendiyseniz
BURAYI tıklayın...
22 Temmuz 2008 , 19:05 · Kategori: SAĞLIK, İnsan
Kaynak: pemberuj.net

Kendi ile barışık olan neredeyse bütün kadınların bazı faydalarını bildiği keten tohumunu inceledim bildiğimizden daha çok faydasını söylemeliyim.Keten tohumu, tohum olarak tüketildiği gibi yağ olarakta kullanılabilir.
Faydalarını inceleyelim;* Kalp hastalıklarına karşı koruyucu; yüksek kolesterol, trigliserid ve tansiyonu düşürücü etkiye sahiptir.
* İçerdiği bazı asitler sayesinde eklem romatizmasına karşı yararlıdır.
* Mide-bağırsak sorunlarında düzenleyici özelliğe sahiptir.
* Kemikleri ve bağışıklık sistemini güçlendirmektedir.
* İç organların yüzeylerini rahatlatıcıdır.
* İçeriğindeki lignan anti-kanser özellikli bir madde olup; göğüs, kalın bağırsak ve prostat kanserine karşı koruyucu, kanserli hücrelerin büyüme hızını yavaşlatıcı ve bağışıklık sistemini güçlendiricidir.
* Öksürükte, ses kısıklığında ve gastrit gibi mide sorunlarında da olumlu etkisi gözlenmiştir.
* Ağız boşluğu, boğaz ve diş eti rahatsızlıklarında gargara olarak kullanılabilir.
* Romatizmal hastalıkların önlenmesinde kullanılmaktadır.
* Sinir sistemini ve hafızayı güçlendirici olarak tavsiye edilmektedir.
* Egzema ve sedef hastalıklarının tedavisinde kullanılır.
* İçeriğindeki enfeksiyon giderici maddeler romatoid artrit, sedef, alerjiler ve diğer yangılı hastalıklarda iyileştirici etkiye sahiptir.
* Tokluk hissi verdiği için diyetlerde de kullanılır.
* Omega-3, vitamin B-12 ve lifler açısından zengin olması, hücreleri genç tutarak yaşlanmayı geciktirici bir etki sağlar.
Keten tohumunu doğal ürün dükkanlarından veya aktarlardan temin edebilirsiniz. Taze olarak tüketilmelidir, tazeliğini anlamak için çimlenip çimlenmediğine bakabilirsiniz. Çimleniyorsa tüketilebilir.
Keten tohumunu öğütmek için karabiber veya kahve el değirmenleri ya da bu tip tohumları öğütmek için özel olarak üretilmiş elektrikli öğütücüler kullanılabilir. Keten tohumu oda sıcaklığında bir yıl tazeliğini korur. Öğütülmüş keten tohumu ise 30 gün boyunca hava geçirmez kapaklı bir kavanozda buzdolabında saklanabilir.
Konuyu beğendiyseniz
BURAYI tıklayın...
21 Temmuz 2008 , 10:23 · Kategori: Sözler, Şiir

ÖZLEDİM SENİ
Özledim seni…
Ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir.
Beynimi uyuşturuyor özlemin…
Çok sık birlikte olmasak bile
Benimle olduğunu bilmenin
Bunca zamandır içimi ısıttığını
Yeni yeni anlıyorum
Yokluğun,
Hatırladıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp
Mütemediyen bir boşluğa
Sabahları seni okşayarak başlamaları
Akşamları her işi bir kenara koyup
Seninle başbaşa konuşmaları özlüyorum;
Oynaşmalarımızı,
Yürüyüşlerimizi,
Sevimli haşarılığını,
Çocuksu küskünlüğünü…
Nasıl da serttin başkalarına karşı
Beni savunurken;
Ve ne kadar yumuşak
Bir çift kısık gözle kendini
Ellerimin okşayışına bırakırken
Gitmeni asla istemediğim halde
Buna mecbur olduğunu görmek
Ve sana bunları söylemeden
”Git artık” demek
”Beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın mutluluğa”
Demek sana ne de zor
Seni görmemek ve belki yıllar sonra
Karşılaştığımızda
Bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden…
Yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek….
Can Yücel
Konuyu beğendiyseniz
BURAYI tıklayın...
Önceki Yazılar »